Tehlike çanları !

Tehlike çanları !

Belçika´da değişik kuruluşlar tarafından yapılan ekonomik analizlerde ortaya çıkan sonuç Avrupa Birliği (AB) başkentini bünyesinde barındıran ülkenin hukuk sisteminin çöktüğünü ortaya koymaktadır. Uzun süredir Federal hükümeti kuramayan ülkenin siyasi yapısı üzerinde yapılan araştırmalar ise; Belçika´nın mevcut halinin devam etmesi durumunda ülke bütünlüğünün gelecek 10 yıl içinde ayakta kalma şansının yüzde 20 olduğunu göstermektedir.

Belçika´da üst düzey yetkililer tarafından yapılan ´ülke ekonomisi iflas etti´ açıklamaları ve Avrupa Birliği´ne üye bir çok ülkede aşılamayan ekonomik kriz 2011 yılının başında ´euro bölgesi krizi´ olarak ilk sırada yerini aldı.

Avrupa Birliği´ne üye olacak ülkelere bir çok hukuksal yaptırım uygulatan birliğin başkentinde yaşanan akıl almaz olaylar toplumda ´´Burası bir hukuk devleti mi ?´´ sorusunu gündemde tutmaktadır. Hukuka olan güvenin sorgulandığı başkentte yaşanan bir olay ise şaşkınlıktan öte, bu kadar da olmaz dedirten cinsten. Bir şirket haksız yere iflas ettiriliyor. Aradan 15 gün geçiyor, ´Yanlışlıkla oldu, özür dileriz´ diyerek bu şirketin iflası geri alınıyor.

´Yanlışlıklarını kabul edip doğrusunu yapmışlar ya !´ demek isterdim ama aynı şirket 2 yıl sonra tekrar iflas ettiriliyor.

Olayın garip yanı ise ekonomik krize rağmen şirketin durumu iki yıl öncesinden çok daha iyi vaziyette. Hukuk tarihine ´´Olur ama bu kadarı da olmaz ki´´ şeklinde geçecek olan bu ve benzeri olaylar, hukuk ve ekonomi çevrelerinde hayret ve şaşkınlıkla karşılanmaktadır.

Birileri gidip iftira atarak hakkınızda şikayetçi oluyor, senelerce kendinizi savunma imkanı bulamıyorsunuz.
Son zamanlarda ülkede hukuk zafiyetini bilen kişiler bunu kirli emellerine rahatlıkla alet edebilmektedirler.

Adaletsiz bir ortamda ekonominin iyileşmesinden söz etmek hayal bile edilemez.
Avrupa Birliği´ne üye ülkeler bu yıl milyarlarca euro tutarında borcu çevirmek zorunda.
Borç yükü altında bulunan ülkelerden sadece İspanya ve İtalya´nın yılın ilk yarısında 400 milyar euro´dan fazla borcunu çevirmesi gerekiyor. Ancak, yatırımcıların Avrupa´nın yüksek borçlu çevre ülkelerine yönelik duyduğu kaygılar bunu neredeyse imkânsız kılıyor.

2010´da Avrupa Birliği´ne üye ülkeler arasında ortaya çıkan borç krizleri, daha önce teorik olarak yapılan ´´AB dağılıyor mu ?´´ söylemlerini artık gerçek anlamda tartışılan bir konu haline getirdi. Yunanistan ve İrlanda´nın, Avrupa ve Uluslararası Para Fonu´ndan (IMF) aldığı kurtarma yardımları sonrasında toplumsal öfkenin büyümesi ve euro´nun geleceğine olan güvensizlik Avrupalı siyasetçiler arasında tartışılmalara neden oldu.

Belçika´da krizden olumsuz etkilenen yatırımcılar için siyasilerin başta hukuk sistemi olmak üzere acil çözümler üretmeleri gerekmektedir. Ülke ekonomisinde hızlı bir çöküş beklenmese de tehlikeyi duyurmak için çalan çanları duymamazlıktan gelmek can simidi bekleyen ekonomiyi girdabın derinliklerine sürükleyecektir.

Benzer yazılar