Skandalın yansımaları

Skandalın yansımaları

Libor soruşturması ile ilgili ağ genişlerken, dev bankaların da işin içinde olması sonucu çıkan bazı olumsuz detaylar, durumun vehametini daha da ortaya koyuyor.

Merkez bankaları gün geçtikçe büyüyen soruna çare bulmak için acil çözüm arayışına girdiler.

Merkez bankaları başkanlarının kısa süre içinde bir araya geleceği yönünde açıklamalar yapılmakta.

2008 yılından beri FED’de dahil olmak üzere libor hareketlerinden haberdar olunduğu bilgisinin yanı sıra, soruşturmanın Güney Kore’ye de sıçraması ve Euribor’un incelemeye alınacak olması piyasaları tedirgin etmekte.

Uzmanlar ise, henüz işin başında olunduğu, yapılan işlemlerden zarar görenlerin açacakları tazminatlar ile çok daha büyük bir rakama ulaşılabileceği uyarısında bulunuyorlar.

Avrupa krizi ile yayılmaya başlayan olumsuzluklar, bankacılık sistemindeki eksikler ve yapılan hatalar ortaya konulurken; Libor skandalında 4 dev bankanın yeni bir soruşturmayla birlikte öne çıktığı görülüyor.

Cıkan skandal ile birlikte adı anılan Barclays sonrasında Almanya’nın en büyük bankalarından Deutsche Bank, son dönemde ağır suçlamalar ile karşı karşıya kaldı.

HSBC, Fransız Societe Generale ve Credit Agricole, öne çıkan bankalar arasında görülüyorlar.

Faiz oranlarının manipülasyonu için başlatılan soruşturmanın ceza boyutunda ise 450 milyon dolardan fazla cezanın gündemde olduğu söyleniyor.

Manipülasyon olayına karışan Bankaların ve traderların isimleri her geçen gün basında yer almaya devam etmekte.

Basına yansıyan haberlerde, 2005-2007 yıllarına kadar indirgenen soruşturmalarla bu dönemde görev yapan yetkililerin de zan altına alındığı görülüyor.

Diğer taraftan piyasalarda iyimser hava da korunmaya çalışılmakta.

Belçika’da Başbakan Elio Di Rupo, Kral Albert II ve 60 davetlinin karşısında yaptığı konuşmada, ‘Sorumluluklarını yerine getiren sekiz parti sayesinde iyimserlik geri geliyor. Belçika’nın durumu gayet iyi.’ mesajını verdi.

Bütçesini denkleştiren hükümet, 6. Devlet Reformu’nun ilk bölümünü kapsayan toplam 17 belgeyi imzaladı.

Kral Albert II’in tüm parti liderleri ve hükümet üyelerinin ellerini tek tek sıkarak çalışmalardan dolayı memnuniyetini dile getirmesi, ekonomik ve siyasi ortamda olumlu bir mesaj olarak algılandı.

Benzer yazılar