Sessizliğin İçindeki Devrim: Sınır Ötesi Enerji Yatırımları ve Cahilliğin Ağır Prangası…
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, cehaleti insanın ruhsal gelişimini engelleyen, huzursuzluk yaratan ve akla vurulan en büyük pranga olarak görmüştür.
Bu gerçeği asırlar ötesinden şu dizelerle özetler: “Cahille sohbet etmek güçtür bilene, çünkü cahil ne gelirse söyler diline.” Düşünmeden, ölçüp biçmeden konuşan zihniyetlerin karşısında ise en büyük erdemin sessizlik olduğunu şu öğütle hatırlatır: “Câhillerin yanında kitap gibi sessiz ol.”
Bugün, bu felsefi derinliği ekonomik ve jeopolitik bir mercekten izlediğimizde manzara ne yazık ki pek değişmiyor.
Cahillik, yalnızca bireysel bir eksiklik değil, toplumsal kalkınmanın, vizyonun ve geleceği okuma becerisinin önündeki en katı bariyer olarak karşımızda duruyor.
Nitekim Avrupa Proje Ajansı (EPA) büyük zorluklarla da olsa Türkiye’de konuşlandırılmışken, cehalet duvarları bu hamlenin stratejik anlamını kavramaktan hala fersah fersah uzakta.
Oysa dünya, özellikle de Avrupa, çoktan sınırları aşan devasa projelerle her alanda ekonomik dönüşüm destanı yazıyor.
Sınırları Aşan Vizyon: CB RES ile Yükselen 15 Proje
Avrupa Komisyonu, CB RES (Sınır Ötesi Yenilenebilir Enerji) statüsü için açılan beşinci çağrı kapsamında WIND, DEPLOY ve ZEGA-LINNK projelerini onayladı.
PONTIS projesinin listeden çıkarılmasıyla birlikte, bu prestijli statüye sahip projelerin toplam sayısı 15’e ulaştı.
Sadece birer mühendislik harikası değil, aynı zamanda kıtasal bir ekonomik entegrasyon modeli olan bu yeni projeler dikkat çekiyor:
WIND: Ukrayna ve Romanya arasında, Poltavska yakınlarında kurulacak 650 MW’lık devasa karasal rüzgâr enerjisi projesi, yılda yaklaşık 2 TWh elektrik üreterek kriz coğrafyasında ekonomik bir güven çemberi örüyor.
DEPLOY: Polonya ve Almanya ortaklığındaki bu entegre tesis (180 MW), Guben’deki rüzgâr ve güneş enerjisini ısıya dönüştürerek Gubin’deki sanayi alıcılarına sunuyor ve bölge ısıtmasını karbonsuzlaştırıyor.
ZEGA-LINNK: Braunau (Avusturya) ve Simbach (Almanya) arasındaki köklü iş birliğini derinleştiren projede; 5 MW’lık ısı pompası ve yeni bir jeotermal sondaj kuyusuyla karşılıklı yedeklilik sağlanarak büyük tepe yük maliyetleri sıfırlanıyor.
Listeyi Zenginleştiren Diğer Stratejik Hamleler
Avrupa’nın enerji güvenliğini ve karbonsuzlaşma hedeflerini omuzlayan diğer 12 stratejik proje ise şu başlıklar altında toplanıyor:
ELWIND: Estonya-Letonya hibrit açık deniz rüzgâr parkı.
United Heat: Almanya-Polonya yenilenebilir tabanlı sınır ötesi bölge ısıtma şebekesi.
CICERONE: İspanya ve Almanya’da üretilen yeşil elektriğin, Hollanda ve Almanya’da yeşil hidrojene dönüştürülmesi projesi.
SLOWP ve Liivi Bay: Estonya açıklarında (Riga Körfezi) 1 GW kapasiteyi hedefleyen devasa rüzgâr parkları.
ULP-RES WP ve Utilitas Eleja-Jonišķis: Letonya-Estonya ve Letonya-Litvanya sınır hatlarını birbirine bağlayan güçlü karasal rüzgâr yatırımları.
BEI (Bornholm Enerji Adası): Danimarka ve Almanya arasında surplus elektrik ticaretine olanak tanıyan deniz üstü kavşak.
TMNHSA (BG-RO): Romanya-Bulgaristan ortaklığında Tuna Nehri’nin hidroelektrik potansiyeli.
CORES: Portekiz ve Lüksemburg iş birliğinde yüzer açık deniz rüzgâr enerjisi çalışmaları.
Medlink (MedGen): Cezayir ve Tunus’ta batarya depolamalı 10 GW’lık Kuzey-Güney solar ve rüzgâr kapasitesi.
Twin Heat: Słubice (Polonya) ve Frankfurt (Almanya) ikiz şehirlerinin ortak ısıtma devrimi.
Ekonomik ve Jeopolitik Bir Aydınlanma
Bu projeler, yalnızca enerji güvenliğini güçlendirmekle kalmıyor, CEF (Avrupa’yı Birleştirme Aracı) Enerji Programı sayesinde etüt ve yapım aşamalarında doğrudan finansal destek alarak yatırımcı kesinliğini tavan yaptırıyor.
2025 yılı çağrı sonuçlarının ardından gözler, Kasım/Aralık 2026‘da açılacak yeni döneme çevrilmiş durumda.
CINEA’nın düzenleyeceği sanal bilgilendirme günleri, EPA aracılığıyla bu vizyonu yakalamak isteyenler için yol haritası sunacak.
CEF Tüzüğü ve Yenilenebilir Enerji Direktifi çerçevesinde şekillenen bu yapılar, enerji depolamadan hidrojen entegrasyonuna kadar geleceğin ekonomisini inşa ediyor.
Cahilliğin getirdiği dar görüşlülük yerinde sayarken, sınırları ve tabuları yıkan akıl, rüzgârı, GES’i jeotermali ve ortak coğrafyayı ortak refaha dönüştürüyor.
Mevlânâ’nın dediği gibi cahilin lafına takılıp kalmak yerine, “kitap gibi sessizce” üretmek ve geleceği inşa etmek en büyük yanıttır.
Söz Sizde…
Bu ekonomik ve stratejik dönüşüm sürecinde, ülkemizin bu devasa entegrasyon ağlarının neresinde kalacağı sorusu sizce hangi vizyonla yanıt bulmalı?
Ülkemiz, Avrupa Proje Ajansı (EPA) gibi hayati bir şansı bünyesinde barındırırken, dünyayı değiştiren bu sınır ötesi enerji hamlelerini neden hâlâ sessiz bir kayıtsızlıkla izliyor.
Komşu ülkeler ortak GES, (Güneş Enerji Santrali) jeotermal ve rüzgâr hatlarıyla enerji güvenliğini garanti altına alırken, bizim coğrafyamızda bu tarz bölgesel iş birliği projelerinin önündeki en büyük zihinsel ve ekonomik pranga sizce nedir?
Aslında bu kör gidişatın da, çözümsüzlüğün de sebebini çok iyi biliyoruz.
O halde sözü uzatmadan, asıl kurtuluş reçetemizi hatırlayalım:
“En büyük savaş, cehalete karşı yapılan savaştır.” Ve “Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur.” Mustafa Kemal Atatürk…
Erhan Yurdayüksel
02 Ekim 2026
